

Bir gel git depremi kursağımdaki sancı
Ayağı topallaşmış Anka’dan kalma
Peşi sıra uçuşlarda emare
Sana hangi kucağımı uzatsam
Atların şaha kalmış halleri beliriyor
Nergisler büyütmüş toprağında...
Deniz köpüğünden kurulmuş evlerin
Bacalarında yıkanır anılar
Ateş yüklü bakışların ardından
İntihara koşar her cümle
Gece bastırıncaya dek cenk’e tutuşur
İsli idare lambasında kıvılcımlar...
Ölüler gölgenden alsınlar gayrı ateşi
Zemheride güneş biriksin üstlerinde
Her yankıyı çöle fırlatan
Sapan olsun kaşlarının arasında
Soluksuz okunan âminler
Seni konuşacak asırlarca şairler...
Kaburga kemiğimde delişmen bir sızı
Bildim, hepsi hayalet, ellerinden başka
Kanatınca damağımı dudakların
Ezber yapacağım kuşluk vaktine kadar
Seni kutsamayan çiçekleri yapraklarından
Gözlerinin berraklığına asacağım...
Zekeriya EFİLOĞLU
24 Mayıs 2011
Gaziantep