


Yoruldum anlatmaktan, yoruldum yaşamaktan. Gördüklerimi görmezden, duyduklarımı duymazdan gelmekten. Ellerin dokunmayı unuttu, dikenler yüzünden. Gözlerim bakmayı unuttu çirkinliklerden. Kulaklarım şarkıları unuttu çığlıkları duymaktan.
Yaşamın hangi yanına tutunsam elimde kaldı. Hangi umut ışığı aydınlatır şimdi benim yolumu? Pusulası kaybolmuş, rotasız bir gemi ömrüm. Boralar, tufanlarla savrulur, ordan oraya. Kim yardım edebilir bana, hangi liman sığınak olur?
Yalan olmuş her şey. Yok, gerçek sevgiler. Dost diye sarılmak istediğim kimse kalmamış yanımda. Hayat hepsini başka diyarlara savurmuş. Her şey sahte, her şey yalan, dolan, umarsız...
Bazen esrik bir kahkaha çınlar kulaklarımda. Bazen anlamsız renkler bürür gözlerimi. Gecelerimde yıldızlar yok. Gün ışığı girmiyor penceremden içeri. Umutlarıma karlar yağmış, sıcak yaz günlerinde. Denizlerin dalgası erişmiyor kıyılarıma. Martılar suskun. Denizin mavisi yok, ağaçların yeşili...
Susuz bir
kuyunun dibinde, kalakaldım bir başıma. Oysa korkardım karanlıktan. Duyan yok
haykırışlarımı! Ellerime uzanacak bir el yok. Daha dün, evet daha dün kırlarda
koşan , kelebeklerle yarışan küçük bir kız vardı içimde. Kimlere küsmüş, o
küçük kız, bükmüş boynunu. Bilmez miydi kelebeklerin ömrü kısadır ?
Böyle değildim eskiden. Daha dün başka bir parıltıyla bakıyordu gözlerim. Dudaklarım neden gülmüyor şimdi. Ellerimde sakladığım umutlarım nerede? Neden şiirlerime hep hüzünler konaklamış.
Neden soldu penceremdeki menekşeler? Dostlarım nerede? Ne zaman ansam adlarını, delikanlı bir bahardı yüreğime dolan. Aşklar neden yabancı bana? Sevmek neden iğreti? Neden kucaklayamıyor, kollarım evreni? Beklediğim bahar ne çabuk bitti? Neden yitirdi anlamını sözcüklerim? Neden anlamsız şimdi yıllar yılı yüreğimde taşıdığım her şey?
Bir bilen, bir duyan, bir gören var mı?
Anlamımı arıyorum ben…