


Ben zaman koleksiyonu yapardım
Sen bilmezdin..
Topladığım her meczup hikâyeyi
Sorgusuzca doldururdum heybeme
Kelimelerim kifayetsiz kalırdı
Zamanın acımasızlığını anlatmaya sana
Susardım..
‘’Mekân zamana zarf olmaz'' derlerdi oysa
Yutkunurdum zamanı durduramayışıma
Yersiz yurtsuz kalırdım zamanın sarkacında
Bir o yana, bir bu yana sallanırdık
Akıl oyunlarında
Ve sen bilmezdin
Yüklemi, özlemi, doldurduğum zarfı
Koleksiyonumdaki siluetleri
Tanımıyorum şimdi
Şu gülerek dua eden kadını annem sanıyorum mesela
Ya da agnostik bir restle Tanrıya kafa tutan şu adamı
Babam sanmam Tanrısal bir suç mu?
Damarımdaki ilaçları zerk edebilseydim hayata
Yapma Tanrım!
Unuttuğum her duayı ezberledim tekrar tekrar
Ve öyle çok inandım ki farkımı
Senin süslediğine
Zamanı doldurduğumca Mevlevi bir dönüşle kendime
Arındıramadım günahları çocukluğumdan
Şimdi küfretmeden ağlamıyor gözlerim
Şimdi gözlerimin rengini soruyor gözyaşlarım
Gri ağlıyormuşum ve mavi gülüyormuşum
Hangi renkte gördüğümü en iyi sen bilensin Tanrım
En siyah gecenin tüm renkleri nasıl sakladığını
Ve her anın bir hayatı hazırladığını
Eksilen parçaların heybemde takılı kaldığını
Ben mavi görüyorum umudu
Sen kara..
Ve zaman mekâna inatla koleksiyonumda soluyor
Gün gün eskiyor ruhumda Ankara